2 Temmuz 2009 Perşembe

Büyük Mustafa....

Mustafa Denizli....
isminin altına birçok "İLK" ile başlayan cümleler yazılabilecek bir adam kendisi...
Ama en önemli ilk'i bana göre herkese yenilmeyecek hiçbir takım olmadığını hiçbirşeyin imkansız olmadığını cümle aleme göstermesiydi...
Seyrek yana doğru boyalı saçları, sakin bakışları, taraftarı selamlarken sağ el işaret parmağıyla terleyen üst dudağını silmesi, basın toplantılarında evet cevabı gerektirecek sorulara "Gayet Tabi" klasik cevabı gözüme takılan onunla ilgili küçük detaylar olmuştu....
Ligin 7.Haftasıydı, Beşiktaş Metalist karşısında bozguna uğramış, ligde her geçen hafta oyun olarak inişe geçen bir takım görüntüsündeydi...
Ertuğrul Sağlam'ın koltuğu gittikçe sallanıyordu...Beşiktaş tarihinin en kötü başkanı ve en kötü yönetim kurulu kendi paçalarını kurtarma uğruna bir hoca kıyımına daha doğru koşuyordu....Del Bosque, Rıza Çalımbay, Tigana ve son olarak Ertuğrul Sağlam...saydığım 4 teknik adamında özellikleri futbol anlayışları birbirinden çok farklı...Bjk Yönetim Kurulu deneme yanılma yoluyla o güne kadar başarıyı aramıştı...Ali olmadı Veli gelsin, Veli olmadı Hasan gelsin...Koskoca Beşiktaş Kulübü kişisel ego tatminleri üzerinde yönetiliyordu...
Ama bu sefer durum farklıydı...camianın sabrı kalmamıştı...Beşiktaş Kulübü Demirören'in oyuncağı haline gelmişti. Artık yeni bir yabancı hocayla maceraya atılacak ne maddi durum ne de tahammül söz konusuydu...Yıldırım Demirören'in kaçacağı delik kalmamıştı...Ona teklif götürdü...
Mustafa Denizli'nin tarzı değildi sene ortasında kendi hazırlamadığı takımı teslim almak....
Ama çocukluk aşkı karakartal ile yolları bir kez daha kesişiyordu...ilk kesişme 96-97 sezonu başında yaşanmış Sefa Sirmen'e verdiği sözden dolayı Kocaelispor'da kalmış Beşiktaş'ın başına geçememişti...artık bu fırsat kaçmazdı evet dedi o da...görünen birçok soruna rağmen....
Ümraniye'de çift başlılık vardı. Bir yandan Sinan Engin diğer yanda Ertuğrul Sağlam her kafadan bir ses çıkıyordu...100.yıldaki başarılı menajerlik deneyimden sonra kendine güvenenleri mahçup ediyordu Sinan Engin...Toraman-Üzülmez kavgasını neredeyse Hello dergisine bile çıkartacaktı Sinan Engin...Beşiktaş'ın iliklerine işlemiş kol kırılır yen içinde kalır mentalitesinden uzaklaşmış şovmenliğe başlamıştı birazcık...
Mustafa Denizli geldi ilk başta bu çiftbaşlılığı kaldırdı Sinan Engin'in görevine son verildi...Ümraniye'de tek patron benim dedi benden sonra...Hatta bırakın Ümraniye'yi yönetimi de ekarte ederek Beşiktaş'ın tüm birimlerinin yapacağı görevleri üstlenerek inanılmaz bir yükün altına girmişti Denizli...Tesislerde eşofmanlarını giymiş saha içinde neredeyse futbolcularla koşacak olan bir genel sekreter göremiyorduk artıkk..Denizli otoritesi, silüeti takımın üstüne oturmuştu artık...Hiçbir yönetici tesislere giremiyor...Mustafa Hoca Tek patrondu artık....
O da biliyordu bu yönetimin ne kadar kötü oldugunu o yuzden Başkandan "Allah aşkına kimse konuşmasın gereksiz takım üzerinde baskı yaratıyor bırakın bütün açıklamaları ben yapayım" demişti....
Ligin İlk yarısı sıkıntılı geçmişti Denizli için 2-5-3 Barcelona tarzında oynatmaya çalıştığı takımı her maç fos veriyordu....üst üste alınan Kayseri Fenerbahçe Ankaraspor Galatasaray mağlubiyetleri takımı 6.sıraya kadar itmiş önünde aşılması gereken bir Everest tepesi haline getirmişti...
İşte tam orada M.Denizli-Ertuğrul Sağlam farkı ortaya çıkıyordu....bu farkı iki güzel örnekle pekiştireceğim...
2007-2008 sezonu İstanbul Belediye-Beşiktaş maçı 28.Hafta sanırsam Beşiktaş olimpiyat stadına lider gitmiş...şampiyonluk çok uzak değildi Beşiktaş'a artık..maçın ilk yarısında Bobo'ya gösterilen haksız kırmızı kart E.Sağlam'ı çılgına çevirmiş hakem ile arasında ilginç bir diyalog geçmişti soyunma koridorlarında....
Ertuğrul Sağlam'ı sakinleştirmeye çalışan hakeme..."Ne sakinliği hocam ya şampiyonluk gidiyor görmüyormusun" diye hiddetleniyordu...Aslında bu tamamiyle kendine yeteri kadar güveni olmadığının göstergesiydi....işte Mustafa hoca ile Ertuğrul hoca arasındaki en büyük fark ortaya çıkmıştı...Ertuğrul hocanın kendine ve takımına karşı duyduğu güvensizlik takıma da sirayet ediyor Beşiktaş avuçlarına gelen şampiyonluğu bırakıyordu....
2008-2009 sezonu ilk yarısını 6.sırada bitiren Beşiktaş'ta, herşeye rağmen Mustafa Hoca kendine olanı güveni kaybetmiyor iki kupayı da alacağız bunu kafanıza sokun diyerek futbolcuları tatile yolluyordu...
Ligi 6.sırada bitiren Beşiktaş devre arasını çok iyi geçiriyordu..
Sistem değişikliği Yusuf, Ernst transferleri Beşiktaş'ı kanatlandırmaya başlamıştı....
Rakiplerin de üst üste puan kayıplarıyla karakartal zirveye oturmuştu...
En kötü zamanlarda bile kamuoyuna iki kupayı alacağız açıklamalarını enjekte eden Mustafa Denizli yaydığı pozitif enerjiyle Beşiktaş'a iki kupayı da kazandırıyor Yıldırım Demirören yönetimini de kurtarıyordu....
Mustafa Denizli ismine ilk zamanlar karşıydım içime sindiremiyordum...
15 sene sonra gelen şikeyle gelen Galatasaray şampiyonluğundaki teknik direktörün Beşiktaş'a gelmesini kabullenemiyordumm..seni sevmeyen ölsün tezahüratını yapan bir hoca Beşiktaş'ın hocası olmamalıydı..ama Beşiktaş'ta çok uzun zamandır eksik olan Kumandan hoca eksikliğini kapattı Mustafa Denizli...affetirdi kendisini bana bir nebze de olsa...şimdi ondan devler liginde yeniden karşılacağımıza inandığım Liverpool'u Anfieldta darmadağın etmesini bekliyorum yada onların canını cok yakacak bir skor almasını....
Ben orada olacağım... Anfield Road'ta.... o tarihi zaferi izlemek için...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder